Hastalıklarda Diyet


Hastalıklarda Diyet

Bireylerin kilogram,yaş,boy,hastalık durumu, beslenme alışkanlıklarına göre diyeti düzenlenir. Bireylerde ağırlık yönetimi, yeme bozuklukları, kardiyovasküler hastalıklar, hipertansiyon, diyabet,kanser, gastrointestinal sistem hastalıkları,böbrek hastalıkları,nörolojik hastalıklar gibi hastalıklarda beslenme programı değişiklik gösterir.

Buna ek olarak bireylerin yaşayabileceği hastalık semptomlarına göre bazı besinlerin tüketilip tüketilmemesi konusunda doktorundan veya diyetisyeninden öneri alması gerekmektedir. Ameliyatlar sonrasında da beslenme düzeninize dikkat etmeniz gereken durumlar değişiklik göstermektedir. Bunların başında da mide ve mideye bağlı gerçekleşen rahatsızlıkların ameliyat sonrası en önemli dönemi beslenme sürecidir. Bu süreçte sıvı gıdalar ve yavaş yavaş sıvıdan katıya doğru geçilen gıda önerileri ile beslenme ve bu aşamada günlük alınması gereken besin değerlerinin de düşük olmaması gerekmektedir.

Hastalıklara Göre Beslenmenin Önemi

Beslenme tarzı, tüketilen besinler ve tüketilme zamanları vücut üzerinde oldukça önemli etkiler doğurmaktadır. Beslenme alışkanlıklarının kötü olmasına bağlı olarak hastalıklar oluşabileceği gibi; oluşan hastalıklar da sağlıklı bir beslenme alışkanlığının tahsis edilmesiyle düzelebilir. Hücrelerin tam kapasitede çalışabilmesi için ihtiyaç duydukları maddelerin temin edilebilesinin tek yolu beslenmedir. Alınan gıdalar hücre fonksiyonları, organ fonksiyonları, hormon seviyeleri üzerinde oldukça etkilidir.

Herhangi bir sebepten dolayı herhangi bir hastalığın ortaya çıkması durumunda iştah üzerinde doğrudan etki oluşur. Genelde kişinin iştahı kesilir ve besin tüketmekten uzak durur. Bu yanlış bir davranıştır. Özellikle hastalık dönemlerinde vücudun bağışıklık sistemini güçlendirecek şekilde beslenmek çok önemlidir. Vitamin ve mineral takviyesi yapmak, bağırsakları zorlayan yiyeceklerden kaçınmak hastalık anında veya sonrasında konforu artırmakta; hastalığın iyileşme süresini de kısaltmaktadır.

Her hastalığın kendine özgü bir beslenme düzeni bulunur. Solunum yolu enfeksiyonlarından sonra ılık gıdalar tüketmek, meyve ve sebze ağırlıklı beslenmek, gerektiği durumlarda da vitamin ve mineral takviyeleri almak gerekmektedir. Bu sayede enfeksiyonu ortaya çıkaran sebepler tetiklenmezken aynı zamanda bağışıklık sistemi güçlendirilmekte ve hastalığın ortadan kaldırılması sağlanmaktadır.

Beslenmenin çok önemli olduğu bir diğer alan ise sindirim sistemi hastalıklarıdır. Tüketilen besinlerin sistem üzerindeki etkisi doğrudandır. Örneğin gastrit, ülser gibi hastalıkların belirtilerini beslenme alışkanlıklarını değiştirerek azaltmak mümkündür. Hatta başlangıç seviyesindeki sindirim sistemi hastalıklarını beslenme alışkanlıklarını değiştirerek tedavi etmek dahi mümkündür.

Sonuç olarak, hastalığın türüne ve etki düzeyine göre beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi olumlu bir yönelimden ziyade mecburiyettir. Hasta olan birey, tedavi süresi boyunca vücudunu desteklemek zorundadır. Ancak bu sayede konforlu ve kısa bir iyileşme sürecine kavuşabilir. Sağlıklı beslenme alışkanlıklarını sadece hastalık dönemlerinde kurmak ise yanlıştır. Henüz hastalıklar ortaya çıkmadan önce sağlıklı beslenme alışkanlıkları kurulursa hastalık engellenebilir. Kısacası, hayatın tamamında sağlıklı beslenmek, düzenli beslenmek ve kaliteli beslenmek gerekmektedir.

Örneğin; kanserden korunma ve kanserde beslenme tedavisi planında

Kanser Riskini Artıran Besinler

  • Sucuk,salam,sosis,
  • Tuzlanmış besinler,
  • Yağda kızartılan besinler,
  • Nitrit nitrat eklenmiş besinler,
  • Ateş ile doğrudan pişmiş etler bulunur.

Kanser Riskini Azaltan Besinler

  • Kurubaklagiller (Mercimek, Nohut, Soya Fasulyesi)
  • Meyveler(Üzüm, İncir, Nar, Portakal, Greyfurt gibi)
  • Sebzeler(Biber, Kabak, Domates, Havuç, Ispanak gibi)
  • Tahıllar(Çavdar Ekmeği, Tam Buğday Ekmeği, Bulgur gibi)
  • Yumurta
  • Yağı azaltılan süt ve süt ürünleri bulunur.

Görüldüğü üzere bir hastalığın başlangıcında dahi tüketilen besinlerin büyük bir önemi bulunur. Hâl böyle olunca, tüketilen besinlere dikkat edilmesi, herhangi bir hastalıkla uğraşmamak için kritik öneme haiz olur. Günümüzde diyetisyenlerin amacı sadece kilo vermek isteyen hastalara diyet listeleri hazırlamak değil; ideal kiloya sahip hastaların dahi beslenme düzenlerini sağlıklı hale getirerek esasında önleyici tedavi uygulamaktadır.

Günümüzde organik besinlerin oldukça sınırlı hale geldiğini söylemek yanlış olmaz. Endüstriyel tarzda üretim, kâr amacı güden işletmeler, çalışma koşullarının ortaya çıkardığı durumlardan dolayı kişileri inorganik olarak adlandırabileceğimiz, birçok katkı maddesini içerisinde bulunduran besinler tükettiği bilinen bir gerçektir. Çoğu zaman organik olarak pazarlanan besinlerde dahi raf ömrünü uzatmak amaçlı katkı maddelerinin varlığını görüyoruz. Ayrıca içerisinde katkı maddesi olmasa dahi ambalaj şartlarından dolayı bu besinlerin de sağlıksız hale geldiğini düşünüyoruz. Tüm bunların bir gereklilik mi yoksa işletmelerin kâr hırsından doğan olumsuz bir durum mu olduğunu saptamak oldukça zor.

Dünya nüfusunun sekiz milyarı zorladığı şu günlerde herkese organik gıda tükettirmek oldukça zor görünüyor. İşin sosyolojik ve toplum sağlığı kısmında müdahalenin oldukça zor olduğunu anlamak aynı zamanda kişilerinin kendilerinin buna müdahale etmesi gerektiğini ortaya çıkarıyor. Yani denetim mekanizmasını devletlerden veya şirketlerden beklemek yerine kişinin kendisinin yapması daha büyük önem kazanıyor. Sağlıklı, katkısız, organik besin tüketiminin; sağlıksız, katkılı ve inorganik besinlere göre daha fazla tutulması, sağlığının korunumu ve hastalıktan kaçınma noktasında oldukça büyük önem taşıyor.

Bu açıdan bakıldığında hastalığa yakalanmamak için tüketim alışkanlıklarının değiştirilmesi gerekiyor. Peki hastalığa yakalananların yapması gerekenler neler? Bu sorunun cevabı da oldukça büyük önem taşıyor. Yukarıda sayılan önerilerin tümünü dikkate almakla birlikte eğer kişi belirli bir hastalığa yakalanmış ise onun risk faktörlerini zorlayan besinlerden kaçınmalı. Ayrıca ilgili hastalığa bakan klinikten ayrı olarak profesyonel bir diyetisyenle de görüşerek beslenme düzenini tekrar ayarlamalı.