Kalp-Damar Hastalıkları Diyeti


Kalp-Damar Hastalıkları Diyeti

Kalp, atar ve toplar damarlarla diğer yaşamsal organları besleyen temel organdır. Kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölüm günümüzde çeşitli nedenlerle meydana gelmekte ve görülme sıklığı gün geçtikçe artmaktadır. Koroner kalp hastalıklarına değiştirilebilen ve değiştirilemeyen olmak üzere iki faktör vardır. Yaş, cinsiyet, menopozda olmak, genetik yatkınlık değiştirilemeyen faktörler arasındadır; ancak sigara, alkol tüketimi, yanlış beslenme alışkanlıklarına sahip olma koroner kalp hastalıklarında değiştirilebilen faktörlerdir.

Vücudumuzda yağlar atar ve toplar damarlarda taşınırken plaklar oluşturur ve bu plaklar damar sertliğine, damar tıkanıklığına bağlı kalp krizleri meydana gelir. Vücudumuzda kanda bulunan yağlara kolesterol denir. Ldl, Hdl ve Vldl olmak üzere 3 tip kolesterol vardır. genellikle Ldl ile taşınır, kötü kolesterol olarak adlandırlır ve kan testlerinde düşük çıkması hedeflenir. Hdl ise iyi kolesteroldür. Hdl seviyelerini egzersiz ve omega-3 ten zengin beslenme sağlık yağları dozunda tüketmek hdl seviyelerini arttırır. Kolesterolü hücreler ihtiyaç kadar üretirler ¾ ününü vücudumuz sentezlerken ¼ ünü ise besinlerden alırız. Kalp ve damar hastalıklarını önlemede kilo verme, sağlıklı beslenme alışkanlıkları ve egzersiz, sigara- alkolün bırakılması oldukça etkilidir.

Kalp ve Damar Hastalıkları için Beslenme Önerileri

  • Proteinler vücudumuz için elzemdir. Ancak tüketirken kolesterol miktarlarını göz önünde bulundurmalıyız. Kırmızı etler, sakatatların kolesterol içeriği yüksektir bunun için tüketimleri sınırlandırılmalıdır. Sofrada beyaz etlere (tavuk, hindi, balık vb) yer verilmelidir.

  • Süt ve süt ürünlerinin yarım yağlı olanları seçilmelidir.

  • Besinlerin pişirme yöntemleri çok önemlidir. Kızartma yerine haşlama veya fırınlama, buğulama tercih edilmelidir.

  • Kalp ve damar sağlığı için lifli beslenme olmazsa olmazdır. Gün içerisinde 4-5 porsiyon çeşitli sebzelerden tüketmek gerekir.

  • Bir diğer lif kaynağı olan kuru baklagillerde diyette olması gereken besinlerdir. Gaz oluşturup kalbi sıkıştırabileceğinden akşam öğünü yerine öğlen yenilmesi tavsiye edilir.

  • Doymuş yağlar Ldl kolesterolün artmasına sebep olduğu için gün içerisinde tüketilen yağların doymamış yağ asidi olması gerekir. Hayvansal yağlar doymuş yağ iken bitkisel yağlar doymamış yağlardır. Bitkisel yağlarda kolesterol bulunmaz. Diyette bitkisel yağlara diyetisyeninizin önerdiği porsiyonlarda yer verebilirsiniz. Yağlı tohumlar olan kuru yemişlerin kavrulmamış, tuzsuz olanlarını seçmek kalp sağlığı için faydalıdır.

  • Kalp sağlığı için günlük 30-45 dk egzersiz yapmak gerekir. egzersiz iyi kolesterolün artmasına, kötü kolesterolün azalmasına yardımcıdır.

  • Kalp hastalarının ve kalbine iyi bakmak isteyenlerin bolca rafine şeker içeren tatlılardan uzak durması gerekmektedir.

  • Kalp sağlığını olumsuz etkileyen bir diğer faktör ise alkoldür. Hem kalori içeri hem metabolizması dolayısıyla yağlanmayı arttıracak ve kalp sağlığını olumsuz etkileyecektir.

  • Şarküteri ürünlerden uzak durulması gerekir.

  • Tuz kalp hastaları için son derece önemli bir konudur. Tuz kan basıncını arttıracağından kalp hastalıklarını tetikleyebilir.

  • Sofralardan ve yemeklerden tuz kaldırılmalıdır. Tuzsuz yemek yemekte zorlanan hastaların baharatlarla yemeklerini lezzetlendirebilirler.

Kalp Damar Hastalıkları Diyetini Kimler Yapmalıdır ?

Kalp ve damar hastalıklarının gelişim sebepleri araştırıldığında sigaranın ve diğer hastalıkların hemen arkasından beslenme alışkanlıkları gelmektedir. Günümüzde kalbi ve damar sağlığını etkileyebilecek onlarca faktör bulunduğundan dolayı, zaten bu faktörlerden sürekli olarak etkilenen herkesin denkleme bir faktör daha katmamak için kalp damar hastalıkları diyeti yapması gerekmektedir. Yani herkesin kalp ve damar hastalıkları diyeti yapması gerektiğini söylemek mümkündür.

Kalbin ve damarların sağlığı oldukça önemlidir. Buralarda meydana gelecek sıkıntılar vücudun tamamını etkisi altına almakta hatta doğrudan ölüme dahi sebep olabilmektedir. Günümüzde gerçekleşen ölümlerin büyük bir kısmı kalp krizlerine bağlı olarak geliştiğinden dolayı, yapılacak diyetlerin bu riski azalttığını söylemek mümkündür.

İnsanın doğumundan itibaren dolaşım sistemi yoğun bir yük altında çalışmaya başlar. Bu yüksek performanslı çalışmanın bedeli olarak da hızla yıpranır. Yani genç ya da yaşlı fark etmeksizin vücudun beslenme ile dengede tutulması oldukça önemlidir. Günümüzde kalp ve damar hastalıklarının çıkışı ileri yaşlardaymış gibi görülse de aslında tüm hastalıkların temeli daha erken yaşlarda atılmaktadır. Basit bir damar tıkanıklığının dahi belirti verebilmesi için on yıl kadar gelişimini sürdürmesi gerekmektedir. Bu açıdan değerlendirdiğimizde daha ilkokul çağlarından itibaren kalp ve damar sağlığını koruyacak nitelikte bir beslenme alışkanlığı kazanmanın oldukça önemli olduğunu söyleyebiliriz.

Kalp ve damar hastalığı diyetleri ileri yaşta belirti veren hastalıklar için oldukça katı olsa da henüz belirti ortaya çıkarmamış ve engellenebilir hastalıklar için daha esnektir. Kalbin çalışma performansına etki edecek yiyeceklerden kaçınmak, yağlı besin tüketimini azaltmak ve bu yönde alışkanlık kazanmak dahi yeterlidir. Yani her yaşta uygulanan kalp ve damar hastalığı diyetinin erken yaşlarda alışkanlık olarak karşımıza çıktığını söyleyebiliriz.

Kimler İçin Kalp ve Damar Hastalıkları Diyeti Risklidir ?

Kalp ve damar hastalıkları genelde kırklı yaşlardan itibaren hissedilebilir riskler ortaya çıkarırlar. Eğer kalbin yapısında veya damarlarda doğuştan gelen bir anormali yok ise olağan yaşlar bunlardır. Bu yaşlara gelene kadar edinilen beslenme alışkanlıklarının sonucu olarak ilgili hastalıklar ortaya çıkar ve hayatı tehdit eder hale gelir. Kalp ve damar hastalıkları diyetlerinin uygulanmaya başlaması da genelde doktor tavsiyesi ile bu yaşlarda olmaktadır. Doğuştan gelen anormali durumlarında ise diyet ömür boyu uygulanacak şekilde kurgulanmaktadır.

Genelde ilk yaşlardan itibaren ilgili diyete başlanması ciddi bir riskin ortaya çıkmasına sebep olmaz. Ancak tuz ve diğer bazı mineraller bakımından eksiklikler ile karşılaşılabilir. Vücudun yağlanmasının önüne geçilebilir. Yani kalp ve damar hastalığı riski taşıyan, halihazırda hastası olan kişilerin uygulanan diyetlere bağlı olarak daha zayıf kaldığını söylemek mümkündür. Bağışıklık sistemi zayıf olanlar için de az da olsa bir risk olduğunu söylemek mümkündür.

Bazı hastalık ve sendrom durumlarında kalp ve damar hastalıkları diyeti ile tüketilmesi gereken besinler bağırsak fonksiyonlarını etkisi altına alabilmektedir. En genel açıdan yani fayda ve maliyet açısından değerlendirildiğinde kalp ve damar hastalıkları diyetinin önemli bir riski doğurmadığının bilinmesi gerekmektedir. Hastalığın ve diyetin kontrolü doktor tavsiyesi ile sürdürüldüğü sürece herhangi bir riskin önlenemez şekilde ortaya çıkma ihtimali bulunmamaktadır.

Kalp Damar Hastalıkları Diyeti Korkuları

Kalp ve damar hastalıkları tüm sonuçları ile değerlendirildiğinde oldukça tehlikeli hastalıklardır. Hastalığın fark edilmesinden sonra beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı radikal biçimde değiştirilmezse genelde ölümcül sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Özellikle sigara kullanımının da kötü beslenmeye eşlik etmesi durumunda ölüm riski daha fazladır. Birçok kalp damar hastalığı ameliyat ile sonuçlanmaktadır. Hastaları korkutan şeylerin başında ölüm gelirken ikinci sırada ameliyat yer almaktadır.

Ameliyattan korunmak için hayat tarzının, beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi dahi yetmeyebilir. Kalp ve damar hastalıklarının gelişim süreci düşünüldüğünde bunun mantıklı olduğu görülecektir. Hastalığın gelişmesinden, kalbin veya damarın fonksiyon kaybı yaşamasından sonra cerrahi müdahaleden başka seçenek kalmayabilmektedir.

Kalp damar hastalıkları diyeti uygulayanların korkularının başında, beslenme alışkanlıklarının ameliyat ve ölüm riskini engelleyip engellemediği gelmektedir. Tüketim alışkanlıkları radikal bir şekilde değiştirilse bile doğrudan bir tecrübe olmadığı için kişiler tükettikleri besinlerin yağlanma, tıkanma, fonksiyon kayıpları gibi büyük riskleri ortadan kaldırıp kaldırmayacağını merak etmektedir.

Genel olarak kalp damar hastalıkları diyetlerini uygulayan hastaların diyetler hakkındaki korkusu kendilerine özel yazılıp yazılmadığı olmaktadır. Kalp ve damar gibi iki önemli yapının korunması amacıyla yapılan diyetin genel ya da belirli bir hasta grubuna özel olma ihtimali bulunmaz. Her diyet özel olarak, kişinin vücut ölçülerine ve kalp – damar fonksiyonlarına göre yazılır. Yani diyetler uygulanırken kişinin çeşitli hayati korkularından dolayı kapıldığı kuruntular oldukça yersizdir.