Kilo Verme Öyküleri


Kilo Verme Öyküleri

Fazla Kilolardan Kurtulmak İçin Neler Yapılabilir?

Diyet Kelimesini Hayatınızdan Çıkarın!

Diyet, bedel ödemek anlamına gelmektedir. Gerçekten kilo kaybetmek istiyorsanız hayatınızdan diyet kelimesini çıkarıp yerine sağlıklı beslenmeyi koymalısınız. Kilo verme sürecini aç kalarak veya sadece detoks suları içerek işkence haline getirdiğinizde verimli sonuçlar elde edemezsiniz. Sadece porsiyon kontrolü bile yaparak hiç aç kalmadan istenilen kilo kaybı sağlanabilir.

Başarılı Bir Diyetisyenden Yardım Alın

Kilo verme sürecinde kişinin en büyük destekçisi diyetisyeni olmalıdır. Sizi dinleyen, anlayan, bir birey olarak gören, alışkanlıklarınızı, isteklerinizi ve tercihlerinizi sorgulayan bir diyetisyen bulmakla ilk adımı atmalısınız. Diyetisyenin görevi sanılanın aksine bir diyet listesi vermek değil, hastaya uygun beslenme tedavisi uygulamaktır. Kilo kaybedememenizin birden fazla sebebi olabilir. İnsülin direnci, besin allerjisi, hipotiroid gibi hormonal hastalıklar kilo almanıza neden olabilir. İlk olarak kan testleri yaptırıp laboratuvar sonuçları bir hekim tarafından değerlendirilmelidir.

Motivasyonunuzu Yüksek Tutun

Motivasyonunuz ne kadar yüksek, kilo vereceğinize dair inancınız ne kadar tam ise başarmanız o kadar kolay olacaktır. Kilo vermek basit bir enerji denklemine dayanmaktadır. Besinlerle aldığınız enerji harcadığınızdan fazla ise kilonuzun artması kaçınılmazdır. Bu sebeple harcanan enerjinin besinlerle alınandan fazla olması gerekiyor. Bu kadar basit bir denklem aslında. Bu dengeyi sağlamak için de belirli kaloride hazırlanan beslenme tedavisinin yanı sıra bazal metabolizmanın harcadığı enerjiye ek enerji harcaması gerekmektedir. Bunun için de günlük yürüyüş ve egzersizler bu süreçte çok önemlidir. Sağlıklı kilo kaybı için sabırlı olmak gerekiyor. Haftada 10 kg verdirten diyet listelerine inanmayın. Ne kadar hızlı kilo kaybederseniz o kadar hızlı geri alırsınız. Motivasyon da tam bu esnada önemini gösteriyor. Uzun ve biraz zorlu olan bu süreçte motivasyonunuz sayesinde başarabilirsiniz.

Sadece Kendinizi Rakip Görün

Komşunuzun veya iş arkadaşınızın yaptığı detokslarla verdiği 10 kiloyu artık önemsemeyin. Sadece kendinizi dikkate alın. Uyguladığınız sağlıklı beslenme ile haftada bir tartıya çıktığınızdaki sonuçları karşılaştırın.

İnandırıcı Hedefler Koyun

Beklentiniz haftada 5 kilo vermek olmasın. Önemli olan kaybedilen kiloları tekrar almamaktır. Sağlıklı kilo kaybı için haftada 1- 1.5 kg idealdir. Diyetisyeninizin yaptığı hesaplamalarla aylık vermeniz beklenen kilodan fazlasını umut etmeyin. Ayda 4-5 kg sanılanın aksine çok büyük bir başarıdır.

Tüm bu koşulları gerçekleştirdiğinizde sizinde güzel bir kilo verme öykünüz olacaktır. Başta da belirttiğim gibi, kilo kaybetmek aslında basit bir enerji denkleminden ibarettir. Bu denklemi kendi yaşam tarzınıza uygun hale getirmek sizin elinizdedir.

Yukarıda saydığınız bu anahtarları uygun kilide yerleştirdikten sonra hedefinizi tutturmuş olacaksınız. Sizde kendi öykünüzü oluşturacak kendi hayallerinizi gerçekleştirecek ve çevrenizdekilere örnek olabileceksiniz. Hayata tutunmanın en güzel yolu olan hedeflerinizi başarabileceğiniz ve ulaşabileceğiniz ölçülerde koymaya dikkat edin. Böylelikle hem motivasyonunuzu sürekli olarak artırabilir hemde kendinizi daha mutlu hissedebilirsiniz.

Su ile Yürüyüşü Hayatınızdan Eksik Etmeyin

Yemek yemeye her zaman bayılıyordum. Kilo almak ise benim için ciddi bir problem değildi çünkü irademe güveniyordum. İstediğim zaman kilolarımdan kurtulabileceğime olan inancım tamdı. Bunu birkaç kez de test etmiştim. Gerçekten de istediğim zaman kilolarımdan kurtulabiliyordum. Yemek yemeyi kesiyor, biraz spor yapıyordum ve kilolar bir anda uçup gidiyordu. Yemeklerden aldığım zevki ise hiçbir şeyden alamadığım için kiloları verdikten hemen sonra tekrar yemek yemeye başlıyordum. Bu durum uzun bir süre böyle devam etti. Kırklı yaşlarıma kadar o kadar çok yemek yedim ki bir ara diyabet riskiyle dahi karşı karşıya kaldım. Kırklı yaşlarımın başında sağlıklı beslenme ile tanıştım ancak kilolarımdan kurtulabileceğimi düşündüğüm için pek oralı olmadım.

Henüz kırklı yaşların ortasına gelmemiştim ki kilolarımın beni inanılmaz derecede yavaşlattığını fark ettim. Tatillerde, doğa yürüyüşlerinde; kısacası hareket edilen her türlü faaliyette geride kalıyordum. Kilo vermenin vaktinin geldiğini düşündüm. Her zamanki gibi yemeyi kesim, spor yapmaya başladım. Süreç başlarda olağan ilerliyordu ancak bir ayın sonunda tartıldığımda hiç kilo veremediğimi fark ettim. Taktiğim işe yaramıyordu. Neyin değiştiğini düşünmeye başladım ancak sonuca ulaşamadım. Bir süre daha az yemek yiyip spor yaparak süreci idare etmeye çalıştım ancak kilo vermek yerine aldığım dönemler bile aldı. Spor egzersizlerini sıklaştırdığımda ise aldığım kalori az olduğundan dolayı sürekli olacak şekilde yorgunluk hissetmeye başladım.

Süreç böyle devam ederken uzman bir diyetisyenden yardım almayı düşündüm. İnternet üzerinden araştırma yaptıktan sonra İstanbul’da bir diyetisyene başvurmaya karar verdim. Kendisi alanında uzmandı ve herkes memnundu. Benim problemimi de çözebileceğini düşündüm. Gidip muayene olduğumda ilk sorduğu şey su tüketip tüketmediğimdi. Oldum olası suyla aram olmamıştı. Günlük olarak iki bardak suyu geçtiğimi çok nadiren hatırlıyorum. Anca yazın kuru sıcakta üç bardak içmişimdir belki de.

Su içmediğimi söylediğinde ise hücre sağlığı ile suyun ilişkisinden bahsetti. Su tüketimini artırmam gerektiğine yönelik telkinlerle beraber bana göre hazırlanmış bir diyet listesi verdi. Diyet listesi uygularken spor yapmamı ancak bu sporun ağır olmaması gerektiğini de ekledi. Günlük bir saat boyunca tempolu yürüyüş yapmamın yeterli olacağını söyledi. Önceden yaptığım egzersizlerle karşılaştırıldığında bu hiçbir şeydi. Tabi yaparım deyip yanından ayrıldım.

Diyet listesi benim tüketim alışkanlıklarıma uygun olarak hazırlanmıştı. Kendimi yabancı hissettiğim bir yemek ile karşılaşmadım. Günlük su tüketimi kademeli olarak iki litrenin üzerine çıkardım. Bir saat tempolu yürüyüş yaptım ve üç ayın sonunda hızlı bir şekilde kilo vermeye başlamıştım. İnternetten okuduğum kadarıyla sağlıklı bir insanın günde iki litreden az su içmemesi gerektiğini öğrenmiştim. Doktorun telkini de bu yöndeydi. Şu an günde üç litreye yakın su içiyorum. Şekerli, kafeinli veya asitli içecekler yerine yalnızca su içiyorum ve kendimi çok sağlıklı hissediyorum. Bir saatlik yürüyüşüm boyunca bir – bir buçuk litre su tüketimi yapıyorum. İdeal kiloma çok yaklaştım ancak henüz ulaşabilmiş değilim. Birkaç ay içinde ideal kiloma ulaşarak diyetin bazı kurallarını hafifletmeyi düşünüyorum. Size de tek tavsiyem var su ve yürüyüşü hayatınızdan eksik etmeyin!

İlk 1 Hafta Beslenme Konusunda Zorlansanız da Devam Edin

Çocukluğumdan beri yemek yapmaktan ve yaptıklarımı tüketmekten her zaman keyif aldım. Özellikle ilkokul dönemlerinde ve lise dönemlerinde hazır yiyecekleri tüketmek benim için büyük bir mutluluk kaynağıydı. Tükettiğim yiyeceklerin ne gibi sonuçlar ortaya çıkarabileceğini hiçbir zaman düşünmedim. Ufak ufak kilo alsam da bu kiloları istediğim an verebileceğime olan inancım tamdır. Lisenin bitmesiyle birlikte kilo problemim de gözle görülebilir boyutlara ulaşmıştı. Hayatıma girip çıkan insanlar, arkadaşlarım hatta ailem bile kilolarımı dalga konusu yapıyordu. Yemek yemeye olan isteğim ise tüm bunlara rağmen kesilmiyordu. Arkadaşlarımın bana uyguladıkları baskılar ve ailemin ufak eleştirileri beni daha çok yemeye itiyordu. Uzun bir süre evde çıkmadım. Normalde gezmeyi, eğlenmeyi ve hareket etmeyi seven ben; hareketsiz, sağlıksız ve güneş görmeyen bir hayat tarzına geçiş yaptım. Bu geçiş bilinçli de olmadı esasında. Koşullar beni böyle bir yaşam tarzına itti diyebilirim. Eve kapandıkça, hareket etmeyi kestikçe yemek tüketme isteğim daha da arttı. Adeta birbirini sürekli besleyen bir sürecin içine düşmüştüm ve çıkmam da imkansız gibi görünüyordu. Hayatımıza internetin yeni yeni girmeye başladığı dönemlerde benim durumumda olanlar forumlar üzerinden sürekli olarak yazışıyor, birbirine tavsiyeler veriyordu.

Aşağı yukarı benim yaşlarımda olan, benimle aynı süreci yaşamış olan bir kullanıcının kilo verme hikayesini okudum. Diyetler yaptığı, spor egzersizleri yaptığını, birçok doktorla görüştüğünü söylüyordu. Sürekli olarak denemeler yaptığını ancak son defasına kadar başarılı olamadığını söylüyordu. Arkasına ise azmetmenin, sabretmenin oldukça önemli olduğunu; ancak sabrederek kilo verilebileceğini söylüyordu. Hikayesinde bahsettiğine göre ilk 1 hafta beslenme konusunda zorlandığını ancak zorlanmasına rağmen büyük bir kararlılıkla devam ettiğini de ekliyordu.

Bu hikaye bana ilham verdi. Kilolarım olması gerekenin neredeyse iki katına çıkmıştı. Hareket etmek istesem dahi kilolarımdan dolayı hareket edemiyordum. Ettiğim anlarda ise inanılmaz derecede zorlanıyordum. Durumumu anlatan bir mesajı forum sitesine yazdıktan sonra onlarca tavsiye geldi. Bu tavsiyelerden en akla yatkın olanlarını derleyerek ve bir uzmana danışarak kendi diyet programımı oluşturdum. Gün gelişmişti, diyete başladım. Yemek yapmaya ve tüketmeye olan merakımı dizginlemem gerekiyordu ancak bu oldukça zordur. Diğer kullanıcının hikayesini okumamın üzerinden bir ay kadar geçmişti. İnanılmaz zorlanıyordum. İlk iki günde onlarca kez bırakmayı düşündüm. Aklımdan çıkmayan tek düşünce yemeklerdi. Tam bıraktım bırakacağım derken forumdaki kullanıcının hikayesi geldi aklıma. “İlk 1 hafta beslenme konusunda zorlansanız da devam edin” diyordu. Fotoğraflarını da koymuştu. Şişman hali ile zayıf hali arasındaki fark beni benden almıştı. Ben de en az onun kadar kilo vermeliydim. Dayanmaya karar verdim. Gerçekten de bir hafta geçtiğinde yemeklere olan ilgim bir nebze olsun azalmıştı. İkinci haftada daha da azalmıştı. Aradan üç ay geçtiğinde ise uyguladığım diyet sayesinde ciddi miktarda kilo vermiştim. Yemekleri görmek dahi istemiyordum.

Şimdi aradan yıllar geçti. İdeal kilomun ne bir kilo altındayım ne de bir kilo üstünde. Canımın istediği her şeyi yiyebiliyorum. Belirli sınırları ihlal etmediğim sürece bunun bir sorun olmayacağını da biliyorum. Şimdi benim size önerebileceğim tek şey var: İlk 1 hafta beslenme konusunda zorlansanız da devam edin!

Sabredin

Çocukluğumu ve gençlik yıllarımı oldukça zayıf geçirdim. Lise ve üniversitede “ben kilo almıyorum, istediğimi yiyebilirim” deyip kilolu arkadaşlarımla şakalaştım. Hiçbir zaman kilo almayacağımı sanıyordum. Kilo almaya başladığımı fark ettiğim gün üzerimde mutsuzluktan ziyade mutluluk hali vardır. Yıllardır sıska diye çağrılmaktan bıkmıştım ve biraz olsun kilonun beni daha güzel göstereceğini düşünüyordum. Kilo alıyor olduğumu fark etmeme rağmen yemeyi kesmedim. Hatta daha yağlı ve sağlıksız beslenmeye başladım. Uyku düzenime dikkat etmedim, spor yapmadım. Ayakta kaldığım her dakikayı kilomdan kaybettiğim dakikalar olarak bildim.

Otuzlu yaşlarımın başı kilolarımın büyük bir problem olabileceğini fark ettiğim ilk zamanlardı. Kilo almaya karşı şerbetli olduğumu düşündüğüm için çok kolay şekilde verebileceğimi de düşünüyordum. Biraz koşarım, makarna yemeyi keserim ve kilolarımdan kurtulurum diye düşünüyordum. Yemeyi kesip spora başladığımda ise olayın hiç böyle olmadığını fark ettim. Spor yapıyor ve çok az yemek yiyor olmama rağmen kilo vermekten çok uzaktım. İki – üç aylık bir maratonun ardından başladığım kiloya çok yakın bir seviyedeydim. Ben de mi şişman oluyorum artık, kilo veremeyecek miyim diye ağladığımı hatırlıyorum.

Kilolarımdan amatör bir ruhla kurtulamayacağımı anlamıştım. Profesyonel destek almam gerekiyordu. İnternet üzerinde uzun bir araştırmanın ardından birkaç diyetisyenle görüştüm. Vücudumun dengelerinin bozulduğunu, vitamin ve mineral eksiklikleri çektiğimi, hormon dengemin çok karmaşık olduğunu söylediler. Yıllar yılı yaşadığın sağlıksız hayatın geri dönülemez noktalara gelmek üzere olduğunu da söylediler. Uzun bir mülakat sürecinin ardından bana göre hazırlanmış bir diyet listesi ve spor programı çıkarıldı. Azami ölçüde uymam istendi ve haftalık kontrollere başlandı.

Sağlıksız şekilde kilo vermek istemiyordum. Bir bölgemin zayıf bir bölgemin ise şişman kalmasını hiç istemiyordum. Bu sebepten ötürü uyguladığım diyet ve spor egzersizleri oldukça dengeliydi. Kontrollü bir sürecin içindeydim. Toplam yirmi kilo kadar fazlam vardı ve ben bu fazlalıktan kurtulmalıydım. Diyetisyenlerin verdiği listelere adım gibi uymaya başladım. Sağlıklı, yavaş kilo verdiren fakat sağlam bir program uyguluyordum.

Yaklaşık olarak bir yıl boyunca sabrettim, diyet listesini harfiyen uyguladım. Her gün spor yaptım, kendimi hiç şımartmadım. Sabretmenin kelime anlamını tam olarak idrak ettiğim dönemlerdi. Bir yılın ardından yirmi kilonun tamamından kurtulmuştum. Normal olarak kabul edilebilecek bu yirmi kiloyu oldukça sağlıklı beslenerek ve hiçbir şeyden kısmayarak yapmıştım. Sizlere söyleyebileceğim tek şey var: Sabredin. Ben sabır ile süreci atlatarak kilolarımdan kurtuldum ve şu an ideal kilomdayım. Diyetimin çok daha hafif bir versiyonunu uygulamaya devam ediyorum çünkü ideal kilomun benim görüntümü mükemmele yaklaştırdığını düşünüyorum. Canımın çektiği her şeyi miktarına dikkat ederek istediğim zaman tüketebiliyorum. Bazen kendimi de şımartabiliyorum. Bir yıl boyunca sabretmek bana birçok özgürlük ve en önemlisi de sağlığımı kazandırdı. Siz de sabredin, siz de sağlığınızı kazanın. Siz de sabredin, siz de fazla kilolarınızdan kurtulun.