Su ile Zayıflama


Su ile Zayıflama

Zayıflama yöntemlerinde tartışmasız en önemli noktaların başında su gelir. Vücudumuzun yaklaşık %70inin su ile kaplı olması ve hücrelerin işlevini yerine getirmek için suya ihtiyacının olması da suyun önemini göstermektedir. Su metabolizmanın hızlanmasına yardımcı olur. Ortaya çıkan atık yağların ve toksinlerin vücuttan atımını sağlar. Suda çözünen vitaminlerin aktifleşmesi için de gereklidir. Özetleyecek olursak su hayattır, zayıflamak için en önemli metotlardan biridir. Zayıflamak isteyen kişilerin günde en az 8-12 bardak su içmesi gerekmektedir. Çünkü su ile beraber metabolizmamız hızlandığı gibi günlük harcanan kalori miktarında artış görülecektir. Böylelikle kilo verilmesine hızlıca fayda sağlayacaktır.

Su Tüketimini Arttırmak için Neler Yapılmalıdır ?

  • Su içmek için saat başı alarm kurun.

  • Çantanızda mutlaka bir şişe su bulundurun.

  • Çalışma masanızda su bulundurun.

  • Mutfak tezgahında su bulundurun.

  • Kendinize güzel bir şişe edinin.

  • Gözünüzün görebileceği yerlere su içmeyi unutma tarzında notlar yapıştırın.

  • Sularınızı meyve ve sebzelerin aromalarından yararlanarak tatlandırın.

  • Atıştırma ihtiyacı hissettiğinizde öncelikle büyük bir bardak su için.

  • Yemeklerin yanına içecek siparişi vermek yerine su siparişi verin.

  • Uyandığınızda oda sıcaklığında büyük bir bardak su içmeyi alışkanlık haline getirin.

  • Çay, kahve gibi diüretik içeceklerin yanında fazladan 2 bardak daha su içmeye özen gösterin.

  • Telefonunuza su tüketim günlüğü indirmek de kontrol sağlamanıza yardımcı olacaktır.

Suyun Vücuttaki Görevleri Nelerdir?

  • Su, Besinlerin sindirilmesi ve emilmesini kolaylaştırır.

  • Vücudumuzdaki organların çalışma fonksiyonlarını daha rahat yerine getirilmesini sağlar.

  • Metabolizmamızda yer alan zararlı maddelerin taşınması

  • Vücuttan toksinlerin atılması

  • Vücut ısısının dengelenmesi görevi

Eksik Su Alımının Vücudumuza Etkisi Nasıl olur?

  • Almamız gereken su miktarından az su alımı durumuna dehidrasyon adı verilmektedir.

  • Dehidrasyon durumunda baş ağrısı, unutkanlık, gerginlik, stres gibi rahatsızlıklar farkına varmadan ortaya çıkmaktadır.

  • Su alımının az olduğu durumlarda, karaciğer,böbrekler,beyin ve deride zararlı durumların oluşmasına sebebiyet verir. Ancak su ile vücuttan temizlenmesi mümkündür.

  • Su alımının eksikliği durumunda hemen ilk olarak beyin tepkimeye girer ve belirli belirtiler verir. Dudakların kuruluğu, ağzımızın kuruması ve halsizlik gibi.

  • Az su alımı iktidarsızlık ve libido kaybının başlıca sebepleri arasında yer almaktadır.

  • Eksik su alımında vücut dokularındaki nem dengesi bozulur. Deride sertleşme ve kısa dönemde yaşlılık belirtileri göze çarpar.

  • Uzun dönemli az su tüketimi sonrası alzheimer hastalığının ortaya çıktığı da kanıtlanmıştır.

Her Diyetin Vazgeçilmezi: Su

Su hayattır. Hücrelerin enerji üretmesi, toksinlerini tasfiye etmesi, idrarın oluşturulması ve terleme… Tüm bu fonksiyonlar vücuda giren su miktarına göre belli olmaktadır. Beslenme alışkanlıkları, diyet yapılıp yapılmadığı da alınması gereken su miktarı üzerinde belirleyici rol oynamaktadır. Böbreklerin ve diğer kritik organların sağlığı da alınan su miktarı ile yakından alakalıdır.

Yetişkin bir insanın tüketmesi gereken günlük su miktarı yaklaşık iki litredir. Özellikle diyet dönemlerinde, efor sarf edilen işlerde, spor egzersizlerinde ve vücudun yorulduğu diğer tüm aktivitelerde iki litrenin üzerinde su tüketilmesi tavsiye edilmektedir. Ağır diyet dönemlerinde tüketilmesi gereken su miktarı üç litreye kadar çıkmaktadır.

Suyun vücuda olan faydalarını şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Ağız florasında gelişen bakterilerin yok edicisi sudur. Su tüketiminin fazla olması halinde ağız kokusu ortadan kalkar. Uykudan kalkıldığında, eğer gece su içilmemişse ortaya çıkan ağız kokusunun temel sebebi de susuzluktur.
  • Cilt sağlığı üzerinde büyük bir etkisi bulunmaktadır. Cildin sağlıklı ve doğal renginde görünmesi için olabildiğince su tüketilmesi gerekmektedir. Akne oluşumu, siyah nokta oluşumu; saçların kalınlığı ve sıklığı tamamen tüketilen su miktarı ile yakından alakalıdır.
  • Özellikle fazla efor sarf edilen işlerde yoğun kas ağrılarını engellemek; kas dokularını koruyabilmek için bol su tüketimi yapılmalıdır.
  • Vücudumuzun büyük bölümünü su oluşturmaktadır. Bu durum beyin bölgesi için de geçerlidir. Yoğun su tüketimi sayesinde beyin fonksiyonlarının etkinliğinde artış görülür.
  • Su tüketimi psikolojik rahatsızlıkların engellenmesinde aktif rol oynar. Özellikle stres ve depresyon su tüketiminin artırılması sayesinde ortadan kaldırılabilir.
  • Vücut salgılarının sıvı formunun korunmasında da tüketilen su miktarı oldukça etkilidir. Susuz kalınması halinde vücut sıvılarının azaldığı ve formunun jele yaklaştığı görülecektir. Sperm, süt ve tükürük bu sıvılara örnek olarak verilebilir.
  • Mide asidi seviyesini düzenler. Mide asidinin aşırı yükselerek yemek borusuna zarar verdiği durumları ortadan kaldırır.
  • Fazla sıvı tüketimi halinde kan miktarı da artış gösterir. Kan miktarının artması sayesinde de daha fazla oksijen taşınabilir. Ayrıca kan miktarının artması sayesinde kalp ritmi dengeye oturur. Kalp hastalıkları ve damar hastalıkları riski azalır.
  • Kalorisi inanılmaz düşüktür. Kalorisine oranla hacmi ise çok büyüktür. Düzenli tüketilmesi halinde midede fazlaca yer kaplar. Bu durumda beslenme ihtiyacı azalır, kalori alımı dengede tutulabilir.

Bunlara ek olarak onlarca fayda daha sayılabilir ancak unutulmaması gereken şey su olmazsa hayatın devam etmeyeceğidir. Bir insan maksimum üç – dört gün susuz kalabilir. Bu sürenin aşılması halinde ciddi zihni problemler ortaya çıkar ve sonunda hayat sonlanır. Diyetlerde su tüketimi oldukça önemlidir ve vazgeçilmezdir. Protein diyeti, karbonhidrat diyeti ve dengeli diyet fark etmeksizin hepsinde en az iki litre su tüketilmelidir. Tüketilecek suyun mikroorganizma açısından temiz, pH değeri açısından ise yüksek olması gerekmektedir.

Günde Kaç Bardak Su İçilmelidir ?

Su, vücudun tüm fonksiyonları üzerinde etkilidir. Sağlıklı ve sürdürülebilir bir yaşam için herkesin günlük olarak su tüketmesi gerekmektedir. Üç – dört gün kadar susuz kalan insanların dehidrasyona bağlı olarak öldükleri bilinmektedir. Hal böyle olunca, tüketilecek su miktarı da önem kazanmaktadır. Tüketilen su kadar ne zaman tüketilmesi gerektiği de önemlidir. Ayrıca kişinin susama sinyallerini doğru algılaması, doğru zamanda da su tüketmeyi kesmesi gerekmektedir. Tüketilecek suyun kalitesi de günlük tüketilmesi gereken su miktarı üzerinde ciddi etkilere sahiptir.

Dünya üzerinde yaşayan insanların vücut ölçüleri birbirinden farklıdır. Cinsiyetleri, ırkları, yaşları, yaşadıkları bölgeler de değişiklik göstermektedir. Tüm bu değişkenler tüketilecek su miktarı üzerinde oldukça etkilidir. Terlemenin çok olduğu sıcak bölgelerde normalden iki kat fazla su tüketilmesi ideal olarak kabul edilmektedir. Terlemenin çok az olduğu soğuk bölgelerde ise idealin yarısı kadar su tüketimi normal olarak kabul edilmektedir.

Ortalama ölçülere sahip ortalama yaştaki bir bireyin günlük on bardak su tüketmesi gerekmektedir. Yaklaşık iki litreye denk gelen bu değer, efor sarf edilen işlerde çalışılıyorsa ya da yoğun olarak spor yapılıyorsa artırılabilir. Bu miktarın altındaki su tüketimleri sağlığın bozulmasını sağlamaktadır. Ayrıca cinsiyet faktörü de oldukça önemlidir. Erkeklerin kadınlara göre en az yüzde yirmi daha fazla su tüketmesi, sağlıklı yaşamaları için mecburidir.

Çocukların tüketmesi gereken su miktarı yaklaşık olarak bir litre ile bir buçuk litre arasında değişmektedir. Bu da beş ile yedi bardak arasına denk gelmektedir.

Aşırı Su İçmek Ödem Yapar Mı ?

Günlük olarak alınan su miktarı ne kadar fazla olursa olsun alınan bu suların ödeme dönüşme ihtimali sıfırdır. Alınan su doğrudan doğruya dokulara gönderilmez. Önce mideye, ardından da bağırsaklara iletilir. Emilerek kana karıştırılır. Kandaki toksinleri topladıktan sonra böbreklere ulaşır ve idrar yoluyla vücuttan atılır. Terleme, tükürme, süt üretimi, sperm üretimi ve diğer vücut sıvılarının üretimi de alınan su sayesinde olmaktadır.

Ödem ise çok spesifik bir sorundur. Dokuların arasında, özellikle de karbonhidratı takip edecek şekilde su birikmesi sorunudur. Su tüketimi hariç birçok soruna, hastalığa veya alışkanlığa bağlı olarak gelişebilir. Genelde hormonsal sıkıntılardan dolayı oluşur. Bu sebeple de kadınlarda daha sık görülmektedir. Görülen ödemler genelde bileklerde ve bacaklarda ortaya çıkmaktadır. Bu tür ödemlerin temel sebebi fazla tuz tüketimidir.

Diyetisyenlerin sürekli tekrarladığı çok net bir kural vardır: Su, tuzu takip eder. Kana karışan suyu takip eden su dokularda birikir ve büyük ödemler ortaya çıkar. Bu ödemlerin dağıtılabilmesi için özel bazı diyetlerin uygulanması gerekmektedir. Genelde tuzun kesilmesiyle ödemler yok olsa da bazıları oldukça ısrarcı olabilmektedir.

Özel beslenme dönemlerinde yani diyet dönemlerinde uygulanan beslenme düzenine bağlı olarak ödem oluşma riski bulunur ancak bilinçli bir diyetisyen tarafından oluşturulmuş listelerle bu ihtimal oldukça düşüktür. Su tüketiminden ziyade karbonhidrat ve tuz ağırlıklı kuru besinlerin tüketimine bağlı olarak ödem oluşumu ile karşılaşılmaktadır.

Tarçınlı Suyun Zayıflama Etkisi

Konu kilo vermek olduğunda kullanılabilecek yöntemlerin hesabını tutmak oldukça zordur. Oluşturulabilecek diyet listeleri sınırsıza yakındır ancak tüm bu diyet listelerinde karşılaşılan tek bir kalem bulunmaktadır. Bu kalem de tarçınlı sudur. Vücudun zayıflama dönemlerinde bol miktarda suya ihtiyacı vardır. Su yararlı olduğu kadar çok güzel bir taşıyıcıdır da. Tarçın ve limon gibi faydalı besin maddelerinin kana karışma hızını artırmaktadır. Tarçının vücuda olan faydalarını şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Metabolizmanın hızlanmasını sağlar. Özellikle gece yatmadan önce içilen bir bardak tarçınlı su sayede metabolizma olması gerekenden yaklaşık olarak yüzde yirmi daha hızlı çalışır. Bu hızlı çalışmanın sonucu olarak da yağ yakımı başlar. Sadece gece değil gündüz tüketildiğinde de bu etkisi ortaya çıkmaktadır.
  • Tarçınlı su bağırsakları güçlendirir. Tarçının içerisindeki aktif maddeler bağırsak hücrelerini destekleyerek sindirimi düzenler. Boş midenin asit seviyesi düzenlenerek olası mide hastalıkları önlenir.
  • Tarçınlı su tüketimi sayesinde bağışıklık sistemi güçlenir. Diyet dönemlerinde vücudu hasta edebilecek her türlü mikroba karşı da böylece önlem alınır.
  • Diyet dönemlerinde vücut yorgun düşebilir. Bu istenmese dahi sık karşılaşılan bir durumdur. Gün içerisinde halsizlik ve yorgunluk oluşabilir. Tarçınlı suyun kahvaltıda ve ara öğünlerde tüketilmesi sayesinde bu sorun ortadan kalkar. Ayrıca eklemlerdeki iltihaplı ağrıların giderilmesinde de tarçınlı suyun etkisi vardır.
  • Kilo vermenin başlamasıyla birlikte ciltte sarkmalar gözlenebilir. Bu sarkmaların başlıca sebebi gözeneklerin büyümesidir. Tarçınlı su içilmesi halinde gözenekler daralır ve sarkma azaltılır.
  • Tarçınlı suyun kilo vermedeki en büyük etkisi ise kan şekerini dengelemesidir. Vücut yemek yedikten hemen sonra kan şekerini artırır. Aynı şekilde yemek yenmediğinde de kan şekeri aşırı miktarda düşer. Bu ikisi arasındaki geçişken durum ne kadar fazla ise o kadar büyük sorunlar ortaya çıkar. Tarçınlı su sayesinde minimum ve maksimum değerler arasındaki makas kapanır, kan şekeri dengeye gelir.

Günde üç bardak tarçınlı su tüketilmesi halinde bu faydaların hepsi elde edilebilir. Üç bardaktan fazla tüketmek ise çeşitli sıkıntıları ortaya çıkarabileceğinden dolayı pek tavsiye edilmemektedir. Ayrıca zayıflamaya katkısı olan tarçını ülkemizde bulmak oldukça zordur. Özel ve pahalı bir tarçın türünün zayıflamaya etkisi çok büyüktür.

Limonlu Suyun Zayıflama Etkisi

Belki de binlerce yıldır tedavi amacıyla kullanılan limon, uygun şekilde tüketildiğinde kilo vermeye de yardımcı olmaktadır. İçerisinde bulunan antioksidan, vitamin ve lifler sayesinde tokluk hissini, kan şekerini ve zayıflamaya yardımcı olacak şekilde diğer bazı fonksiyonları düzenlemektedir. Limonun faydaları oldukça fazladır. Limon tek başına tüketildiğinde dahi oldukça faydalı iken; etkisinin katlanmasını sağlayan su ile birlikte tüketildiğinde çok faydalıdır.

Limonun vücuda olan faydalarını, zayıflamaya olan faydalarından başlayarak şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Limon tüketimi sayesinde vücuttaki ödemler çözülmekte; ödemlerin barındırdığı su vücuttan atılmaktadır. Bu sayede hem böbrek fonksiyonları dengeye alınmakta hem de ciddi miktarda kilo verilmektedir.
  • Limon çok özel bir lif yapısına sahiptir. Limonlu su tüketimi sayesinde bu lifler bağırsak iç yapısına yapışarak besinlerin emilim hızını azaltırlar. Kan şekerini dengeye alarak daha dengeli bir kalori alımı sağlarlar. Ayrıca mide iç yapısına müdahale ederek tokluk hissinin hızlıca oluşmasını, oluşan hissin uzun süre sabit tutulmasını sağlarlar.
  • Diyet dönemlerinde olması gerekenden daha az kalori alınması zaruridir. Bu zaruri durumdan ötürü vücut enerjiden yoksun kalabilir. Halsizlik ve yorgunluk gelişme ihtimali yüksektir. Limonlu su tüketimi sayesinde vücut enerjik hale gelir. Halsizlik ve yorgunluk ortadan kalkar, yeme isteği azalır.
  • Limon C vitamini açısından oldukça zengindir. C vitamini ise bağışıklık sisteminin bileşenlerindendir. Tüketimi sayesinde bağışıklık sistemi güçlenir. Özellikle diyet dönemlerinde limonlu su tüketilmesi halinde hastalıklara karşı ekstra direnç kazanılır.
  • Vücudun kilo vermeye başlamasıyla beraber cilt problemleri ortaya çıkabilir. Ufak kırışıklıklar, sarkmalar, akneler ve siyah noktalar. Limonlu suyun bol bol tüketilmesi halinde hem limonun etkilerinden hem de sıvı fazlalığından dolayı bu sorunlar ortadan kalkar ya da azalır.
  • Diyetlerde bir süre aç kalınması gerekebilir. Aç kalınırsa nefes kokabilir. Bu kokunun doğal yollardan çözümü için limonlu su tüketimi yapılabilir. Asitli yapısı sayesinde kökü kokuya sebep olan faktörler ortadan kalkar.
  • Vücutta biriken toksinlerin atılması konusunda etkilidir.
  • Aşırı kilolu olunan dönemlerde karaciğer yağlanabilir. Diyet yapılsa dahi bu yağ ortadan kalkmayabilir. Limonlu su karaciğerdeki yağların erimesini sağlar.

Bunlara ek olarak onlarca fayda daha sayılabilir. Limonlu suyun fazla tüketilmesi halinde herhangi bir sorun ortaya çıkmaz. Hazırlanması da oldukça kolay olduğundan dolayı sabah – öğle – akşam tüketilmesinde fayda vardır.